Yazan :
Davamiz Islam ŞeriatTarih :
08 Eylül 2010 Çarşamba, 17:49
İslam'da Şeriat (Allah'ın
Kanunları)...İslam'da Şeriat...Şeriat,
Allah'ın kanunlarına denen fıkıh
terimidir. Doğru yol, hak din yolu, nur,
aydınlık ve ışıktır. Peygamber efendimiz
(Sav) 'in Allah-u Tealadan aldığı emir ve
yasakları insanlara gösterdiği yoldur. Bu
yoldan başka bir yola giren kimseler apaçık bir
sapıklığa doğru helake doğru
sürüklenmektedir.Müslümanım diyen,
Şeriat'ı kabul etmiş demektir. "Ben
şeriatçı değilim" demek çok
tehlikelidir, direkt dinden çıkarır. Bunun
anlamı "Ben Allah'ın kanunlarına
uyanlardan değilim" demektir. Allah'ın
kanunlarına uymayanlar ise, çok pişman
olacakları bir yola sürüklenirler. Bilmeden
yapan kimseler ise, kelime-i şahadet getirerek
imanını tazelemeli, tövbe ve istiğfar etmeli,
ayrıca birdaha böyle yapmamak için samimiyetle
Allah'a bağlanmalıdır.İnsanların çoğu,
cahilliklerinden dolayı ŞERİAT'ın ne
olduğunu bilmeden ileri geri konuşanlar büyük
bir hata yapmaktadır. ŞERİAT'ın ne
olduğunu öğrenmek, bilmek ve bilmeyenlere de
öğretmek anlatmak gerekir. Kesin olarak
inanılması gereken şeyleri bilmeden anlamadan
kötülemek, o kişiyi kötü yola sokar ve
pişman olacağı şeyler yaptırır. Bilmeden
boşu boşuna amelleri yok olur.Sana da, daha
önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere
hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı)
gönderdik. Artık aralarında Allah'ın
indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği
bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey
ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol
verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet
yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve
şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı).
Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın.
Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık
size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz
şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.
(Mâide suresi, 48. ayet)Sonra da seni din
konusunda bir şeriat sâhibi kıldık. Sen ona uy
; bilmeyenlerin isteklerine uyma. (Câsiye suresi,
18. ayet)Şeriat, Allah'ın kanunlarıdır
dedik. Peki nedir bu kanunlar ?Allah'ın
kanunları, emrettiği nizam ve intizamlardır.
Örneğin Allah'ın helal kıldıkları
şeyler şeriat kanunlarındandır. Haram
kıldığı (yani yasakladığı şeyler) yine
onun kanunlarındandır. Emrettiği şeyler ve
yasakladığı şeylerde onun
kanunlarındandır.Bir ticaret yapıldığında
nasıl ki işyeri için devletin izni, ruhsatı,
vergisi vs. ödenmesi ve onların kanununa
uyulması gerekiyorsa, nasılki bu kanunlara
uyulmadığı taktirde işyeri kapatılıyor veya
ceza veriliyorsa, aynı şekilde Allah'ın
kanunlarında da bu tür olaylar vardır.
Örneğin (Allah adına) yalan yere yemin etmek
Allah'ın kanununda (yani şeriatte)
yasaklanmıştır. Bu yasak çiğnenirse cezası
uygulanır. Fıkıhta, bu tür cezalara KEFFARET
denir.Yemin konusunda Kur'an-ı Kerim'de
şöyle buyuruluyor:"Allah kasıtsız olarak
ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı
sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız
yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun
da keffareti, ailenize yedirdiğinizin (kalite
bakımından) orta hallisinden on fakire yedirmek
yahut onları giydirmek yahut da bir köle azat
etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç
tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde
yeminlerinizin keffareti işte budur.
Yeminlerinizi koruyun. Allah size âyetlerini
açıklıyor; umulur ki şükredersiniz."
(Mâide suresi, 89. ayet).Gördüğünüz gibi,
kasıtsız olarak yapılan yeminlerden dolayı
sorumlu tutulmayacağımızı, bilerek yapılan
yeminlerden sorumlu tutacağımızı Allah(cc)
bize bildiriyor. Eğer yine de böyle bir hata
yaparsak cezasını söylüyor. Ya 10 fakiri
(kendi ailemizin normal gideri gibi, orta
hallisinden) yedirmek, yahut 10 fakiri
giyindirmek, yahut 1 köleyi serbest bırakmak
gerekir. Bunları yapamayan veya bulamayan
üçgün oruç tutmalıdır. (Burada
anlatılanlarda sıraya riayet edilir. Eğer
birisinde imkanı yoksa diğerine bakılır.
Herhangi birisini seçmek yerine, sıraya uymak
daha iyi olur.)Yukarıda anlatılan ölçüler,
Allah'ın kanunlarından sadece bir
tanesidir. Bu kanunlara uyup uymamak insanların
cüz-i iradelerine bağlıdır. Eğer bir
müslüman, Allah'tan korkuyorsa zaten yalan
yere yemin etmez. Ancak etmişse bile bu keffarete
uyar. Eğer bu keffaretide yapmazsa, cezası
ahirete kalır.Bir cezanın ahirete kalması
demek, büyük bir kayıp demektir. Örneğin 3
gün oruç tutup "Ya Rabbi! Ben pişmanım,
yalan yere yemin ettim, affet." deyip, üç
gün oruç tutarsa bunun cezasından kurtulur
(Allahu alem). Ancak ahirete kalırsa, daha fazla
bedel ödemek zorunda kalabilir. Çok pişman
olursada, iş işten geçmiştir. Fakat, Allah
celle celaluhu affederse o başka..Farkettiniz mi,
Allah(cc) bir cezayı ibadetle telafi ettiriyor.
Oruç tutmak, fakirleri yedirmek, köleleri
serbest bırakmakta çok faydalı ve faziletlidir.
Demekki iyilikler, kötülükleri yok
eder....Şüphesiz iyilikler, kötülükleri
giderir... (Hûd suresi, 114. ayet)Sonuç olarak
bir müslüman, şeriate (yani Allah'ın
kanunlarına) uymalıdır. Uymaz ise,
hiçbirkimseye zarar veremez. Bilakis, kendisi
zarar görür ve pişman olur.Şeriat, insanların
Yasasından üstündür. (Yani Allah'ın
kanunları, insanların kanunlarından
üstündür) Eğer insanların kanunlarında,
Allah'ın kanunlarını çiğneyecek şeyler
var ise onlara itaat edilmez. İsterse devlet
olsun, isterse anne baba olsun Eğer
Allah'ın kanunlarını çiğnetmeye emir
verirlerse onlara itaat edilmez.Biz elhamdülillah
hem müslümanız, hemde şeriati kabul etmişiz.
Allah'ın emirleri başımız üstünedir..
Devamını Gör